.

.
Dün turşu günüymüş. Bizim hap çocuklar yuvada kışı karşılamak üzere turşu kuracaklarmış. Geçen hafta da şapka takmıştı hepsi birden. Neyse, kağıt göndermişler yuvadan, bir salatalık, iki havuç, biraz lahana, bir de boş kavanoz notuyla. Hoş, ben bilmem turşu nasıl kurulur, Defne'nin artık biliyor olması da enterasan tabi. Ve ben unuttum. Ben haricindeki herkesin bilgisi dahilinde oysa ki, annane, dede, hala hepsi biliyor. Bir ben hatırlamıyorum. Dün tüm arkadaşları kurmuş küçücük fıçıcık içi dolu turşucukları, bizimki seyretmiş. Bu konuda bir konuşma yapmayı denedim, reddetti. Öfkesinden mi, yoksa umurunda olmadığından mı bilemedim...
.
Nolur yani unutuverdiysen değil mi? Değil işte, başkalarına çocukların uzun süreli olmayan üzüntülerine dair telkin verdiğini sanan ben (aynı şey di mi İbek?) şimdi onun o turşu kuramamış mahsun halimi gözümün önüne getirdikçe sinir oluyorum kendime. Kafan nerde be kadın diye bolca sövüyorum. Sonra unutuyorum. Herşeyi unutuyorum. Herşeyi...
.
2 gündür evde laptop kablomu unutuyorum mesela. Sabah saati kurmayı unutuyorum. Gece kızı çişe uyandırmayı unutuyorum. Demir hapına başlamam lazım, dozu için doktoru aramayı unutuyorum. İsim ve numaraları ezelden beri tutamıyorum zaten aklımda. Şöyle bi makale okudum. Acaba bende de işe yarar mı merak ediyorum.
.
Herşeyi unutuyorum da, yemek yemeyi nasıl hiç unutmuyorum, hatta aklımdan hiç çıkmıyor hayret!!!
.
.
.
Ps: Çok karanlık dursa da yazılarım bugünlerde, aslında bu tepsideki kuş gibi pırpırım "bişey unutmadıkça" :)





















